18 Mayıs 2012 Cuma

Son Güncelleme04:53:03 AM GMT

BURADASINIZ KÖŞE YAZILARI EMİNE AKGÜN

Emine Akgün

GLAXOSMITHKLINE'DAN İDDİALI DERMOKOZMETİK ATILIMI

e-Posta Yazdır PDF

 

GlaxoSmithKline (GSK) şimdiye dek eczanelerimizde hep güvenle sattığımız ilaçlarıyla yerini almıştı. Bünyesine 2009 yılında katılan, dünyanın lider dermatoloji firmalarından Stiefel Physiogel ürünleri ile   dermokozmetik raflarımızda da yerini almaya başladı.

Kuru ve hassas ciltler için özel ve yenilikçi DMS teknolojisi ile üretilen Physiogel® nemlendirici serisi, 2011 yılındaki dermatolog buluşmalarından sonra Kıbrıs’ta gerçekleşen lansman ile birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılan dermokozmetikle ilgilenen Eczacılara tanıtıldı. Lansman programının ilk bölümünde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir tarafından “Deriyi nemlendirenler ve kurutanlar” konulu bilimsel sunum aktarılırken, GSK Ürün Müdürü Cem Işıldak tarafından dermokozmetik ürün portföyü ve Physiogel® ve DMS teknolojisinin kuru ve hassas cilde sahip hastalardaki özellikleri ve faydaları paylaşıldı. Günün ikinci bölümü kişisel gelişim eğitimleri kapsamında gerçekleşen sunumlar ile devam etti. Dr. Beril Koparal hastaya çok boyutlu fayda sağlanması üzerine yeni bir yaklaşım getirirken, Renan Eroğlu Eczane İşletmeciliği konusundaki güncel gelişmeleri ve araştırmaları paylaştı. Görülüyor ki artık eczanelerimizin sadece SGK’ ya bağımlı olarak ayakta kalması mümkün değil. Reçete dışı ürünlerin fazlasıyla eczane raflarımızda yerini alması, aldığımız eğitimlerle destek tedavi ve bakım ürünlerinin danışanlarımıza tavsiye edilmesi gerekli. Bu konuda GSK firmasından Sevgili Bilgen Tan ile yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşmak istedim

Bilgen hanım bize kendinizden bahseder misiniz?

GSK Dermatoloji İş Birimi’nde Dermokozmetik Ürünlerden Sorumlu Pazarlama Müdürü olarak görev yapmaktayım. İlaç sektörü öncesinde kısa bir süre pazar araştırması ve ihracat pazarlama gibi alanlarda çalıştım. İlaç sektörüne 2001 yılında Roche Consumer Health’de Ürün Müdürü olarak başladım, 2011 yılına kadar Roche ve Bayer’de antiasit, analjezik, soğuk algınlığı, multivitamin ve özel vitaminler gibi kategorilerde Grup Ürün Müdürü ve Kategori Müdürlüğü’nü de içeren değişik pazarlama pozisyonlarını yürüttüm. 2011 Temmuz ayından beri yoğun ama çok keyif alarak GSK-Stiefel dermokozmetik portföyünden sorumluyum. 

GSK daha önce dermatoloji alanında birçok ilacı çalışmaktaydı, dermokozmetik alanında da yol alma fikri ne zaman ve nasıl başladı? 

Sizin de belirttiğiniz gibi GSK Dermatoloji İş Birimi, her biri kendi kategorilerinde lider en eskisi yaklaşık 40 yıldır Türkiye’de bulunan ve önemli bir mirasa sahip markaları portföyünde bulundurmakta. Markaları hatırlamak gerekirse topikal streoid alanında yenilikçi bir marka olarak Dermovate’ı, akne tedavisinde etkili Clindoxyl ve Isotrexin’i, topikal antibiyotik kategorisinde bir klasik olan Bactroban’ı ve uçuk tedavisinde tüketici bilinirliği son derece yüksek ve ilk akla gelen marka olarak Zovirax’ı sayabiliriz. Dünyada ve Türkiye’de GSK şemsiyesi altında çok güçlü bir mirasa sahip bu markaların yanı sıra 2009 yılında Dermatoloji alanında dünyanın en önemli firmalarından Stiefel'ı bünyesine katan GlaxoSmithKline, Stiefel’ın çok geniş olan dermokozmetik yelpazesini de portföyüne ekleyerek faaliyet alanlarını ve portföyünü zenginleştirmiş, dermatolojideki uzmanlığını daha da artırmıştır. Bu büyümeyle temel olarak dermatolojide tedavi kadar yaşam kalitesini artırmayı da sağlayan toplam fayda yaklaşımıyla zengin bir portföy sunmak hedeflenmiştir. Türkiye’de de bu strateji doğrultusunda yeni bir satış ve pazarlama ekibi kurulmuş ve ürünlerin lansmanları yapılmaya başlanılmıştır. 

GSK dermokozmetik portföyünde hangi ürünler bulunmakta?

Bu yıl kuruluşunun 165. yılını kutlayan dermatoloji devi Stiefel’ın dermokozmetik markaları Türkiye’de 2011 yılından itibaren piyasaya sunulmaya başlanmıştır. GlaxoSmithKline Dermokozmetik ürün portföyümüzde, kuru ve hassas ciltler için yenilikçi Physiogel nemlendirici serisi, bebek ve çocuklar için geliştirilmiş Oilatum yumuşatıcı serisi ve aşırı terlemeyi önlemeye yardımcı antiperspirant Driclor bulunmaktadır. 

Physiogel nemlendirici serinizin farklılıklarından bahseder misiniz? 

Dünyada 60’tan fazla ülkede kullanılan ve dermatologlar tarafından önerilen Physiogel, kuru, hassas ve atopik cilde sahip kişiler için eşsiz ve yenilikçi DMS teknolojisi ile üretilmiştir. Physiogel cilt yapısını onarır, hızlı ve 3 gün boyunca devam eden uzun süreli rahatlama sağlar. Physiogel A. I(Anti-Irritan) Repair serisi ise özellikle kızarık, kaşıntılı ve tahriş olmuş ciltler için geliştirilmiştir. Physiogel’in özel hazırlanmış formülü tahriş potansiyelini en aza indirmek için parfüm, boyar madde ve koruyucu içermez. Hipoalerjenik ve Non-komedojenik formülüyle cildin doğal yapısına mükemmel uyum sağlar ve kozmetik açıdan günlük kullanıma uygun ideal bir nemlendiricidir. Physiogel’in tüm kuru ve hassas cilde hastaların cilt sağlığı ve bakımı ihtiyaçlarını giderebilecek geniş bir ürün portföyü bulunmaktadır. Bölgesel veya tüm vücutta günlük kullanıma uygun Physiogel Cream ve Body Lotion, kuru ve hassas ciltlerdeki uzun süreli etkisi sayesinde cilt bariyerini onarırken, aynı zamanda yüksek oranda hidrasyon ve nemlendirme sağlıyor. Physiogel Intensive Cream, aşırı cilt kuruluğundan dolayı hasar gören cilt bariyerini yenilenme sırasında koruyor. Saç ve kafa derisindeki nemi tutan Pro-vitamin 85 ve diğer saç kremlerini içeren Physiogel Shampoo Plus ise hassas kafa derisini temizliyor, koruyor ve nemlendiriyor. Aynı zamanda saça doğal bir parlaklık ve hacim kazandırıyor. Özel olarak formüle edilmiş yumuşak, hipoalerjenik nemlendiricili duş kremi Physiogel Shower Cream de duş sırasında kuru ve hassas cildi koruyor. Physiogel A. I Repair’in, Cream, Body Lotion ve Sun Protect olmak üzere 3 farklı formu bulunuyor. 

GSK olarak eczanelere bakış açınızı ve gelecekle ilgili planlarınızı paylaşır mısınız?

GSK Dermatoloji İş Birimi olarak bir yandan yeni markalar ve formlarla dermokozmetik alanındaki uzmanlığımızı ve sunduğumuz ürün gamını genişletirken diğer yandan da sağlık profesyonelleri olan sizlerle süregelen işbirliğimizi geliştirmek ve değişen sağlık dünyasının koşullarında etik değerlere sonuna kadar bağlı kalarak en güvenilir, uzun dönemli ve sonuçta en kazançlı iş paydaşı olmak konusunda çalışıyoruz. Ekip olarak ürünlerimiz hakkındaki bilgileri hekimlerimiz ve sizlerle en doğru şekilde paylaşmak, GSK’nın bilimsel gücüne dayanarak farkımızı anlatmak bizim için en öncelikli konu. Bununla beraber sizlerin de bildiği gibi günümüz ve geleceğin sağlık dünyasında medikal bilginin yanı sıra mesleki ve ticari alanda gelişimin, eczacılıkta yeni trendlerin takip edilmesinin de çok önemli olduğuna inanıyoruz. Eczane içerisinde eczacı rolünüzün yanı sıra bazen bir psikolog bazen bir akraba kadar yakın olduğunuz müşterilerinize ya da “danışanlarınız”a bu sayede samimiyetle en profesyonel yaklaşımın sergileneceğine inanıyoruz. GSK Dermatoloji olarak gerçek anlamda profesyonelleşen geleceğin sağlık sektörünü şekillendirmek için bu yolda beraber ilerlemek istiyor ve sizlerin en güvenilir ve uzun dönemli ortağınız olmak istiyoruz. 

“Gerçek anlamda profesyonelleşen geleceğin sağlık sektörünü şekillendirmek için bu yolda beraber ilerlemek istiyor ve sizlerin en güvenilir ve uzun dönemli ortağınız olmak istiyoruz.”

TABULARI YIKAN ADAM DR.HAYDAR DÜMEN

e-Posta Yazdır PDF

 

Dr. Haydar Dümen, cinsel problemler mevzubahis olduğunda akla gelen ilk isimdir. Herkes cinsel problemlere ilişkin sorulara verdiği yanıtları tebessüm ile karşılıyor. 

O ise bununla bile bir bilinç yaratıyor ve tabuları yıkıyor.

Dr. Haydar Dümen, adını duymamış olanınız yoktur diye düşünüyorum. Ben de yazılarından ve televizyondan tanıyordum. Ocak ayında Zentiva’nın katkılarıyla Eczacınızla Eminellerde programıma konuk oldu. Programı izlemek isterseniz www.akdeniztv.com.tr’den “Eczacınızla Eminellerde 15”, programına tıklayabilirsiniz. Kendisini daha sonra röportaj yapmak için İstanbul’da ziyaret ettim. Yakından tanıdığımda duyduğum saygı kat kat arttı. 82 yasında olmasına rağmen bizlerden çok daha enerjik, insan sevgisi dolu, çok mütevazi, her anını kendinden sonra gelecek nesile biraz daha fazla bilgi aktarabilmek için harcıyor. Yıllardır kendini, hâlâ tabu olarak görülen, eğitimli insanların bile doktora gidip danışamadığı cinsel problemleri çözmeye adamış bir doktor. 60’lı yıllardan beri bu karanlık mağara gibi görülen konuda kendi el feneriyle milyonlarca insana ışık tutmuş bir kahraman. En önemlisi de Türkiye’de bu konuda tek isim. 6-8 Nisan tarihleri arasında CNR’da yapılacak olan Farmavizyon Eczacılık Fuarı’nda da bizleri kırmayayak konuğumuz olacak ve eczacı meslektaslarımızla buluşacak. Haydi hep beraber daha yakından tanıyalım sevgili Haydar Dümeni. 

Bize kendinizden bahseder misiniz?

1931 yılında Uşak’ın İkisaray köyünde doğmuş bir yoksulzede. Köyde ilkokul yok, yakın köyde bir ailenin yanında ilkokula giden annesini özleyen bir sevgizede. Elektrikle lise son sınıfta tanışmış bir teknoljizede. İşte böyle zede zede olarak, 1955 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1958 yılında aynı üniverstenin nöroloji ve psikayatri kliniklerinden uzmanlık diplomasını almış, ondan sonra da bilimzadeliğe heves etmiş köy kültürü kokan bir hekimim. 

Size en sık başvurulan rahatsızlıklar nelerdir?

Bana başvuranlar arasında sokaktakilerini de sayarsak, liste taşar. Yani arabamda kırmızı ışıkta durunca hemen camın dışında biten biri; hocam bir ilaç ve çare diyenler bir sürü. Sokakta rastladığım en ilginç olay da şuydu: Adam beni görünce kırk yıllık dostmuşuz gibi sarıldı. Nasılsın laf kalabalığıyla bir kenara çekti. Ben de tanıdık biridir diye sesimi çıkarmıyorum. Orada baklayı ağzından çıkardı: ''Hocam şunu biraz büyütsene'' deyince uyandım. “Bak oğlum dedim. Onu benim büyütme gücüm olsaydı sen beni ancak bu sokakta limuzin arabada görebilirdin. Ulaşmak isteseydin, Alpler’deki villama mektupla ulaşabilirdin, yahu burada mı olacak bu iş” deyince, “Hocam, sen istersen yaparsın be'' demişti. Sokağı böyleyse özel gelenlerin dünyaları ve hayallerini siz düşünün...

Vaginismus konusunda pek çok hastanız olduğunu biliyorum. Bu hastalık ve tedavisiyle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Vaginismus, bizim toplum olarak kızlarımız üzerinde karabasanlarla örttüğümüz bir kara masaldır. Şöyleki bir kızın; âşık olduğu hayal kurduğu erkeği ile ilk gece ve sonrasını yaşayamama sorunudur. Bir korku dağının üzerine yıkılıvermesi gibi bir şey. Kanama ve acı paniğine gelince; öyle kanayacak ki kiminde kan tavana sıçramış, kiminde çarşaf çarşaf akmış. Öyle acımış ki tavan üzerine çökmüş gibi olmuş. Bir sürü gerçek dışı abartı kurbanı kızlarımızdır bunlar. Aynı korkuları çocukluğundan baslayarak erkeklere de versek ve deseydik ki penis vajinaya girecek kanayacak ve oluk oluk kan akacak öyle acıyacak ki, penisi dibinden kesmiş gibi olacak. Bu saçmalıklara inanan erkek aşkından ölüyor da olsa penise sözünü geçiremez. Organ korkudan büzülüp yuvasına çekilir. İşte ben bu sorunu çözdüm. Bir dünya rekoru kırmış durumdayım. 3 bin aileyi kurtardım. 6 bin dolayında manevi torunum var. Bu açıdan ülkenin ve de dünyanın en zengin adamıymışım. 

Erektil disfonksiyonda kullanılan ilaçlara talep fazla. Bu konudaki fikirlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Son yıllarda keşfedilen iktidarsızlık sorununda kullanılan ilaçlar biz hekimlerin cankurtaranı oldu ondan önce elimizde hiçbir etkin preparatımız yoktu ancak kullanımda yeterliliğinin bile kendini yetersiz bulup büyüklerinin abartılarıyla boy ölçülmeye kalkan hayalzedelerin ilaçtan takviye alarak kendilerini kanıtlama çabası, yani bu yarışta ben de varım anlamına geliyor.  

TV doğrudan satış kanallarında, internette, aktarlarda mucizevi şekilde anlatılıp satılan cinsel gücü artırıcılarla ilgili neler düşünüyorsunuz?

İnternet olayına gelince... Nasıl ki, insanlarımız fala, tarota, yıldızlardan gelecek umutlara bel bağlamışlarsa bir türlü gelmeyen Hızır’ı bekler gibi zaafımızı keşfeden Çinliler bu açığı kapatmaya çalıştı. Açık gözler, sahipsiz köyde değneksiz geziyorlar ama altlarında lüks arabalar, kiminde villalar, kiminde yalılar... Ve dünya varmış diyorlar. Alan farkında olmadan Aziz Nesin’in yüzde altmışlık oranına katılıyor. Alamayanın da parası yetmediğinden hayal kuruyor. Ticaretini yapanlar parayı götürüyor. 

Karşılaştığınız sorulardan yola çıkarak Türk halkının cinselliğe bakışını değerlendirebilir misiniz?

Halkımızın, cinsellikteki amacı çocukluğundan beri hep yetişilmeyen, yakalanmayan zümrüdü Anka kuşu gibidir. Gerçeklerle bir türlü yüzleşemiyor ve ayakları da yere basmıyor. Aşklar masallarda erişilmeyen öykülerle işleniyor. Sonuçlar ise arabesk ve çileli... Leyla ile Mecnun örneği. Gençlik yıllarında, bizim dönemimizde pencereden pencereye bir bakışla ''dokunma yanarsın” ağırlıklı geçti. Bugün birileri ''şişme bebekle yattım. Gebe kalmış mıdır?'' diyorsa, bunu matrağına sorsa bile bize kendi ruh dünyasının fotoğrafını verir. Sorunların böylesi de var. Gerçeğine gelince olan, 15 yıldır karısının yanında utandığı için, külodunu çıkaramayan erkek de var. 2 yıldır yanlış bir yere girerek karımın ölümüne sebep olursam diye, eşiyle birleşme yapamayan bir üniversite mezunumuz da var. Al bunları koy büyütecin ya da elektronik mikroskobun altına, karşınıza toplumun kendisi çıkar. Benim gazete köşelerinde yaptığım bir halk eğitimi gibidir. Okuru önce sarmalar sonra kimi zaman bir cümle ile bilimsel sosyal ve psikolojik derslerini veririm. Gazetenin hesabına göre de her gün 2.700 bin insan, benim köşemi okuyormuş. Ne büyük bir okul.

Meslek hayatınızla ilgili ilginç bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Meslek hayatımın ilginç olmayan bir anısı yok ki. Sıradan olanlar bana gelene kadar süzüldüklerinden, bana gelenlerden duyduğum da hem onlar adına üzülüp hem de güldüğüm traji komik olaylar. Örneğin 14 yıldır evli bir erkek, hâlâ eşinin kızlık zarını soruyor. Nerede bu, nereye saklandı? Bulamıyorum hocam, içim içimi kemiriyor diyor.

Size ulaşmak isteyenler nasıl ulaşabilir? 

Bana ulaşmak isteyenler, (0212) 293 33 11’den ulaşabilirler.  Bir bölümü www.haydardumen.com.tr adresinden ulaşırlar. Şu anda yayımlanmış 26 kitabım var. Çok kısa bir tarihte Haydar Dümen oku-bil.com’u açtığınızda Türkiye’nin en büyük dört kitap evinin kitaplarını, kargo ücreti ödemeden okurlara ulaştıracak bir çalışmayı tamamladım. Eczacılar sağlığın lojistik ordusu ve bizim de her bakımdan en büyük yardımcılarımız. Karşılıklı yardımlaşıp sağlıkla ilgili bu seferin zaferini birlikte paylaşıyoruz.

HUMANA'DAN ‘ECZANEDE MAMA’ PROJESİ

e-Posta Yazdır PDF

Kasımda yaşadıklarımız hepimizden yeni yıl sevincini alıp götürdü. Ciddi derecede gelecek endişesi yaşadığımız bu günlerde görülüyorki hepimizin, eczanesinin konumu nerede olursa olsun mutlaka ilaç dışı ürünlere daha da ağırlık vermesi gerekiyor.

Eczanelerimiz giderlerinin arttığı, her geçen gün ciroların su gibi eridiği bu dönemde nakit girişini artırmalıyız. Mama satışları da, her ne kadar bu alanı marketlere kaptırdığımızı düşünsek de, gayret sarfetmemiz gereken bir grup. En azından elimizde kalan sadece eczanede satılan mamalara sahip çıkmalıyız ki onlar da markete kaymasın. Hatta biberon bile satarken sadece eczanede ağırlıkta olan markaları ön plana çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. Burada önemli olan ebeveynleri devamlı eczanede tutabilmek. Benim eczaneme girmiş komşuma gitmiş sorun değil. Yeterki eczanede kalsın. Mamsel Humana eczane maması konseptini oluşturmak, eczacı ve çalışanlarında bu konuda farkındalığı artırmak için bir proje başlattı. Değişik illerde eğitimler düzenleyerek projelerini anlattılar. Bu projeye katılan eczacılar hem iyi satış şartlarıyla alım yapabilecekler hem de ebeveynlere firmanın yapacağı kampanyaları sunarak, eczanelerine sadık hale getirebilecekler. 13 Aralık’ta Antalya’da yapılan eğitime yurt dışından gelerek katılan Uluslararası Bilimsel ve Medikal Bölüm Başkanı Dr. Richard Zelenka ve Mamsel Türkiye Satış Müdürü Mustafa Aşıkoğlu ile sohbet ettik

Sayın Dr. Zelenka bize kendinizden bahseder misiniz?

Eğitimimi biyolog olarak tamamladıktan sonra 1992 yılında Prag Charles Üniversitesi’nde doktoramı tamamladım. Bu dönemde tüm önde gelen sağlık-ilaç firmaları Çek Cumhuriyeti’nde şubelerini açmaktaydı. Bu sebeple daha çok tesadüfi olarak, bir ürün grubu da özel beslenme amaçlı gıdalar olan Alman Medikal Teknoloji Firması BBraun Meslungen’ın Prag ofisini kurma görevini üstlendim ve aşağı yukarı o zamandan bu yana gıda sektörünün içerisindeyim. BBraun’dan sonra Nestle’ye geçtim ve Çek ile Slovak Cumhuriyetleri’nde bebek maması divizyonlarını kurdum. Bu benim bebek maması endüstrisi ile ilk profesyonel temasım oldu. 2005’ten bu yana, bebek maması ve özel beslenme alanında büyük bir üretici olan Humana-Herford için çalışmaktayım. Şu anki görevim olan Uluslararası Bilimsel ve Medikal Bölüm Başkanlığı çerçevesinde, diğer görevlerimin yanı sıra klinik çalışmalar ve medikal pazarlamadan da sorumluyum.

Türkiye’ye geliş nedeniniz nedir?

Ortağımız Mamsel’le birlikte Türkiye’nin belli başlı şehirlerini dolaşarak eczacılara bebek beslenmesi konusunda yeni olguları ve bilgileri aktarmak bunun yanı sıra bebek maması pazarının geliştirilmesi ve satışların artırılması konusunda katkıda bulunmak istiyoruz.

Sunumunuzda Humana ineklerinden ve beslenmelerinden bahsettiniz. Okuyucularımızla da paylaşır mısınız bu konuyu?

Sunumumda da bahsettiğim gibi Humana firması kooperatif yapısına benzeyen bir firma. Çiftçiler aynı zamanda şirket hissedarı ve işlerle doğrudan ilgileniyorlar. Diğer süt ürünleri üreticileri pek çok kuruluşlardan hammadde alımı yapıyorlar ve süt üretimi ile ilişkileri yok. Buna mukabil, her çiftçi bilir ki bir inek (ya da herhangi bir başka hayvan) yaşayan bir varlıktır ve onun sağlığı ve mutluluğu doğrudan sütün kalitesini ve diğer tüm zirai ürünlerini etkiler. Humana çiftçileri inekleri için mümkün olan en doğal ortamı yaratmaya çalışır, mesela doğal yemlerle ve doğal yollarla (GDO’suz) beslerler hatta otlakta bir ağaç gövdesine sürtünüyorlarmış hissini yaratmak için her ahırda otomatik olarak dönen devasa bir kaşıma fırçası bulunmaktadır. Pek tabii, Humana çiftlikleri en son teknoloji ekipmanla donatılmıştır, fakat bilgisayar sistemine rağmen ineklerin hepsi sadece kodlama ya da numaralandırmaya tabi olmayıp aynı zamanda birer isme sahiptir. Çünkü 11 bin çiftlikteki her bir inek Humana ailesinin parçasıdır.

Hangi ülkelerde Humana markası var? Türkiye’deki satış rakamları beklentilerinizi karşılıyor mu?

Şu anda Humana ürünleri dünya çapında 80 ülkede satılıyor. En güçlü olduğumuz ülkeler; İtalya, İran, Macaristan, Ukrayna, Azerbaycan olarak sayılabilir. Mesela, yeni girdiğimiz Çin ve Vietnam’da kaydadeğer bir pazar oluşturmaya çalışmaktayız. Türk pazarına bakacak olursak genel gelişimden memnunuz. Özellikle de Türkiye’de yapılmış klinik çalışmalar ile etkinliği ispatlanmış Emzirme Çayımız Humana Still Tee’nin başarısını takdirle izliyoruz. Yenidoğan formülleri hususunda pazarın yüksek potansiyeline bakarak pazar payımızın artmasını arzu ediyoruz.

Dünyadaki mama satış noktaları, satış oranları ve Türkiye’deki durum hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bu ülkeden ülkeye değişiklik arzeden bir konu, bu yüzden genel bir ifade oluşturmak neredeyse imkânsız. Yine de AB için konuşacak olursak; bebek maması gitgide daha çok eczaneden uzaklaşıyor. Mesela Almanya’da ya drugstore kanalından (Schlecker, DM zincirleri vs.) ya da doğrudan standart perakendeciler (Tesco, Spar vs.) vasıtası ile satılıyor. Eczaneler sadece bebek beslenmesine yönelik özel amaçlı gıdaları bulunduruyorlar. Buna rağmen Asya ülkelerinde yenidoğan ürünleri hali hazırda eczanelerde satılıyor ve büyük ihtimalle sadece eczanelerde kalmaya da devam edecek. Bu itibarla, ileriki yıllarda Türkiye’deki gelişmeler hızlı dönen tüketim malları perakendeciliğindeki genel durumla bağlantılı olacaktır. Şu anda kullanılmakta olan iki temel kanal var. Bunlardan ilki eczane kanalı yüzde 28’lik bir ağırlığa sahip diğeri ise yüzde 72 ile orta ve büyük ölçekli süpermarketler. Kanunların ‘drugstore’lara ne ölçüde izin vereceği, büyük alışveriş merkezlerindeki marketlerin ne kadar artacağı en temel konular. Bekleyip hep birlikte göreceğiz. Ayrıca, özellikle genç annelerin internet aracılığıyla yenidoğan maması araması ve alımını bu kanaldan gerçekleştirmesi Avrupa’da gitgide yaygınlaşan bir eğilim. Perakende zincirlerinin yükselişi ile artan rekabette öne geçmek için eczacılarımız açısından iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Yurt dışında olup henüz Türkiye’de olmayan mama çeşitlerinizden bahseder misiniz?

AB’de alerji giderek büyüyen bir sorun haline geldi. Özellikle yeni doğanlarda her on bebekten biri alerjik diyebiliriz. Bu yüzden HA yani Hipo Alerjik formüller çok revaçta. Türkiye’de bu ürünler teşhis güçlükleri, mama pazarının çeşitli ve derinlikli olmayışı, bebek başı mama tüketiminin azlığı, alım gücünün kısıtlı olması, ruhsatlandırmadaki güçlükler, raf ömrü ve saklama koşulları dolayısıyla henüz piyasaya sunulamadı. Ayrıca minerallerle zenginleştirilmiş, yüksek pH’lı, steril bebek suları, sıvı mamalar, elektrolitler Türk pazarında yer almıyor. İş Ortağımız MAMSEL’in bu konuda pazar araştırmaları olduğunu ve yeni ürünler için hazırlıklar yaptığını söyleyebilirim.

Sayın Aşıkoğlu, bize firmanızdan bahseder misiniz?

Firmamız MAMSEL İlaç Türkiye’nin en büyük ilaç dağıtıcısı olan SELÇUK ECZA HOLDİNG’e bağlı şirketlerden birisidir. 1991 yılında kurulmuş olan firmamız Humana Bebek Mamalarının Türkiye’deki iş ortağıdır. MAMSEL ithal ettiği üstün kaliteli Humana Bebek Mamalarını yine aynı ciddiyetle sadece doktor, diyetisyen hemşire, eczacı, gibi sağlık personeline tanıtmakta ve sadece ECZANELERDE satmaktadır.
MAMSEL Sağlık Bakanlığımızın mama tanıtımı ile ilgili tavsiyelerine harfiyen uymaktadır.

Şöyle ki;

A) Yukarıda da belirttiğim gibi ürünlerin tanıtımı sadece sağlık personeline yapılmaktadır.
B) Ürünlerimiz tüketicilere sadece eczaneler kanalıyla satılmaktadır.
C) Mamalar için AB’ de centilmenlik anlaşması olarak tüm mama üreticileri tarafından özenle uygulanan 0-6 ay arası bebeklerin kullanacağı mamaların numunelerinin dağıtılmaması kuralına uyarak pediatri doktorları dahil sağlık personeline de numune dağıtmamaktayız.
D) Son yıllarda emzirmenin özendirilmesi ve bebeklerin anne sütü ile beslenmesinin sağlanması için de yoğun olarak çalışmaktayız.

Humana mamalarını diğer markalarla kıyasladığınızda eksileri artıları neler?

Diğer markalarla karşılaştırdığımızda Humana ürünlerinin artılarını şöyle sıralayabiliriz.
A) Yukarıda belirttiğimiz gibi HUMANA bebek mamaları hiçbir üreticinin elde edemeyeceği kadar taze ve kaliteli sütlerden üretilmektedir.
B) Humana Mamalarında kullanılan prebiyotikler anne sütünün de tek prebiyotiği olan Galakto Oligo Sakkaritler yani kısa adı ile GOS’dur. Diğer bazı firmaların ürünlerinde bitkisel kaynaklı Frukto Oligo Sakkaritler yani FOS kullanılmaktadır. Bu prebiyotik daha ucuz bir hammadde olup alerji riski taşımaktadır.

Türkiye’deki mama pazarındaki yeriniz nedir? Bu satış rakamları beklentilerinizi karşılıyor mu?

Bildiğiniz gibi Türkiye’de mama satışının büyük bir kısmı marketlerde yapılmaktadır. Eczaneler mama satışının yüzde 28’ini yapabilmektedirler. Biz ürünlerini sadece eczanelerde satan bir firmayız. Bu pazarda yüzde 13,5 paya sahibiz ve pek tabii bu pazar payı beklentilerimizi karşılamıyor. Toplumun gelir düzeyinin artması ile yıllık bebek başına düşen mama miktarı doğum sayılarında küçük düşmeler olmasına rağmen kg olarak artmaktadır. Biz bu büyüyen pazardan daha fazla pay almayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla Bildiğiniz gibi eczane maması konsepti oluşturmak için yeni bir projeye başladık.

Bu proje nedir? Neler yapmak istiyorsunuz?

Bu proje ile eczacılarımızı ve yardımcılarını bebek beslenmesi ve mamalar konusunda aydınlatarak, bilgilendirerek annelere danışmanlık yapmalarını sağlamak, mamaların marketler yerine eczanelerden alınmasına yardımcı olmak böylece annelerin doğru ürünü yetkili sağlık personelinden almasını sağlamak istiyoruz. Ayrıca eczanelere ilaç dışı ürünler içinde en kolay satılabilecek ve yeni cirolar sağlayabilecek mamaları tekrar kazandırmayı planlıyoruz. Bu proje kapsamında TEB ve eczacı odaları ile işbirliği yapmaktayız. Başarılı olacağımıza inanıyoruz. Bizim bu projede başarılı olmamız aynı zamanda eczanelerin nakit cirolarının artması anlamına da gelmektedir.

Türkiye’de sadece eczanedesiniz. Gelecekte farklı noktalarda yani marketlerde de olmayı planlıyor musunuz?

Hayır planlamıyoruz. Sadece eczanelerde olmak bizim açımızdan çok önemli ve yeterli.

Biz eczacının maması olmayı hedefliyoruz. Eczaneleri kârlılık açısından destekleyeceğiz, marketlerle rekabet edebilir fiyat düzeyinde olmalarını sağlamaya çalışacağız, onların da bizim ürünlerimizi sahiplenerek destekleyeceklerine inanıyoruz. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da eczacı ile birlikteyiz ve onun yanında olmaya devam edeceğiz.

Eczanelerdeki mama satışını artırabilmek için eczacılarımıza önerileriniz nelerdir?

Eczacılarımız öncelikle “artık mama satışları marketlere kaydı ben eczanemde mama satamam” düşüncesinden vazgeçmelidir. Eczacı isterse eczanesinde mama satabilir. Çünkü mama satışlarını incelediğimizde 0-2 ay arası kullanılan başlangıç mamalarının satışının yüzde 50’den fazlası eczaneler kanalı ile yapılıyor. Bu da şunu gösteriyor, tüketici eczacıya güveniyor ve onun önerilerine değer veriyor. Bu bakımdan yapılacak tek şey, tüketicinin mamanın devamını da eczaneden alma konusunda neler yapılacağını düşünmek ve uygulamaktır. Biz MAMSEL olarak bu konuda eczacılarımızla işbirliği yapmaya hazırız. Sadece bizleri aramaları, satış elemanlarımıza ulaşarak işbirliği yapmak istediklerini belirtmeleri yeterlidir. Teşekkür ederim.

“Humana çiftlikleri
en son teknoloji ekipmanla donatılmış
ama bilgisayar sistemine rağmen ineklerin
hepsinin birer ismi vardır.”

“Şu anda kullanılmakta olan iki temel kanal var. Bunlardan ilki eczane kanalı yüzde 28’lik bir ağırlığa sahip diğeri ise yüzde 72 ile orta ve büyük ölçekli süpermarketler.”

“Eczacılarımız öncelikle
‘artık mama satışları marketlere kaydı
ben eczanemde
mama satamam’ düşüncesinden vazgeçmelidir.”

KRPNİK YORGUNLUĞA BİOCODEX TEN ÇÖZÜM

e-Posta Yazdır PDF
(1 oy, ortalama 5.00 de 5)

Güne yorgun mu başlıyorsunuz? Enerjiniz çabuk mu bitiyor? Kendinizi çok halsiz ve tükenmiş mi hissediyorsunuz? İşe konsantre olmakta zorlanıyor musunuz? Spor sonrası kas ağrılarınız mı oluyor?

ECZACINIZLA EMİNELLERDE

e-Posta Yazdır PDF

Sizlere bu ay 3 güzel haber vereceğim. Birincisi Akdeniz TV’de bir sağlık programı yapmaya başladım. İkincisi Almanya’da çok güzel bir fuara katıldım. Üçüncüsü üyesi olduğum PGED’in yürüttüğü projenin Altın Havan Ödülü alması.

Son Güncelleme: Salı, 15 Kasım 2011 12:59

Sayfa 1 / 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »