TEB seçimleri geçtiğimiz ay tamamlandı, seçim sonucu eski dönem yönetiminden yana oldu. Merkez heyeti, denetleme kurulu, yüksek haysiyet divanı gibi kurullar 333 delegenin oy kullanmasıyla belirlendi. Yeni dönemde de seçilen Erdoğan Çolak ve ekibini tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.
TEB seçimleriyle ilgili söylemek istediğim birkaç şey var, öncelikle unutmamamız gereken nokta şudur;
TEB bu ülkede eczacılık mesleğinin resmi anlamda temsil edildiği en üst noktadır. Gerek devlet gerekse hükümet üzerinde mesleğimizi temsil konusunda en yetkin birimdir, yalnız tek nokta değildir...
TEB’in bu noktada, mesleki birliği oluşturması çok önemlidir. Bunu yaparken ülkemizin dört bir yanında aktif bir biçimde çalışan eczacı odalarını, meslek gruplarını ve sivil toplum kuruluşlarını birer iş ortağı olarak görmelidir.
Bu ortaklığı sadece kağıt üzerinde ya da lafla değil, bu gruplara belirli sorumluluklar vererek yapmalı, hatta sivil toplum kuruluşları ile ortak projeler geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.
Mevzu artık kişisel hırsların ön planda olduğu, amatör dönemlerden çok farklı hale gelmiştir. Profesyonel yaklaşımlarla, işbirliği yapmak hatta sorumluluğu paylaşmak ve sektörün tüm ortaklarını işin içine katmak gereklidir.
İlaç firmalarının ıskonto uygulamaları, pazarlama yöntemleri, ilaç sanayiinin üretim koşulları ve şartları, eczacılık fakültelerinin eğitim metotları ve teorik-pratik eşleşmesi gibi sektörün can alıcı konularını kulak ardı etmemeli, çözüm geliştirilmesinde anahtar rolü oynamalıdır.
Böylelikle demokrasinin en önemli noktası olan katılımcılık sadece sözde kalmamış olup, hayata geçebilir. Ayrıca, hatasıyla sevabıyla bir ekip işi olarak gerçekleşir. Alelacele alınan kararlar, bireysel çıkarlar, belirli bir sınıfı gözeten yaklaşımlar geride bırakılmalı. Böylece kimse “Günah Keçisi” olmaz!
Mesleğimizin saygınlığı her alanda korunmalı, gerek özel sektör gerekse devlet ortaklıklarında bu ülkenin en güçlü meslek gruplarından olduğumuz unutulmamalıdır. SGK’nin hakimiyetine bir an önce son verilmeli, ayrıca eczacının kendini bu kuruma esirmiş gibi görmesi engellenmelidir. Tabii ki bu TEB’in mesleğe yaklaşımıyla da ilgili bir durumdur. Meslekte yeni yaklaşımlara açık olmak, danışmanlık kolunu güçlendirmek gereklidir. İlaç tabii ki bir eczanenin dümenidir, ilaçsız bir eczane asla düşünülemez. Önemli olan ilacı sunuş şekli olmuştur bugün, yeni mezun gençlerimizin de eczacılık mesleğinin muhtaç ve bitmek üzere olan bir meslek!!! gibi düşünmelerine asla fırsat verilmemelidir.
Geri bildirim, kişisel ve toplumsal gelişim de oldukça önemli bir süreçtir. TEB üyelerine ve kendimize tavsiyem geri bildirim almamız ve vermemizdir, bu bizi geliştirir, güçlü yanlarımızı ön plana çıkarır, zayıf yanlarımızı güçlüye döndürmemize yardımcı olur. Burada yaptığımız küçük dozda bir geri bildirim gibi algılanmalıdır. Sahip olduğumuz en önemli şey, eczacılık mesleğinin güvenirliğidir ve TEB bu ülkede, bu geminin kaptanıdır.Bilinmelidir ki, iyi bir yönetimle bu yolculuktan hasarsız, kazasız çıkarız.
Yeni yönetime, sonsuz başarılar ve çözüm ortaklarını çemberin dışında bırakmamasını diliyorum,unutulmamalıdır ki gemiyi en son kaptan terk eder!
Sevgiler...





