Gün geçmiyor ki, yaşadığımız anlık değişimler, mesleğimizde kalıcı hasarlara dönüşmesin… Son günlerin en çok konuşulan mevzusu, “meslek hakkı”. Meslek hakkı olarak eczacılara biçilen 25 kuruşluk değer, her reçetede emek veren, vergi ödeyen, istihdam yaratan biz eczacılar için tabii ki yeterli değil.
Meslek hakkı birçok meslekte görülen ve kabul edilen bir değer, özellikle insan sağlığı ile ilgili mesleklerde taşınılan mesleki sorumluluğun bir gereği olarak görülmekte… Bugün bu konunun gündeme getirilmesi ise mesleğimizin ne zor günler geçirdiğini ortaya koyuyor
Yapılan her bir reçeteyi sunduğumuz bir hizmet değil de, “Ne kadar zarar ediyorum acaba?” gibi hesaplarla hazırlıyoruz. Tüm bu hesaplardan sıyrılmaya çalışan eczacıların önünde farklı bir yol var aslında… Mesleğimizin en aydınlık yüzü, güven sağlayan, bizi toplumun vazgeçilmez bilirkişisi yapan kısmı; “Danışman Eczacılık”…
Tüm bu hesap kitaplardan yorulan eczacıların kurtuluş yoludur danışman eczacılık, sadece kapıdan içeri girerek, randevu almadan, vizite ücreti ödemeden bilgi alınabilen, sağlık ve bakım konularında en doğru yönlendirilebilecek yerlerin başında gelir eczaneler.
“Koruyucu aile hekimliği” kavramı ne kadar uzaktı birkaç sene öncesine kadar, ama şimdi bu ülkede bir sistem olarak mevcut. Aynı sistemi eczanelerimizde de uygulamak bir çıkış noktası olabilir. Tabii ki bu noktada bahsettiğimiz şey, doktorculuk oynamak değil kesinlikle...
Hastalarımızın profillerini çıkararak, düzenli kullandığı ilaçları takip etmek, aile bireylerinin kayıtlarını tutmak, ilaçlarla ilgili bilgi aktarmak, doğru kullanım şeklini anlatmak… Besin takviyeleri konusunda bireye özel önerilerde bulunmak, ilaç-besin etkileşimleri konusunda bilgilendirmek eczacıların işidir.
Bitkisel takviyeler konusunda, farmasötik botanik, farmakognozi, fitoterapi alanında eğitim alan tek meslek grubu bizleriz. Geçen yazımızda bahsettiğimiz gibi aktarlarda satılan ürünler artık geleneksel lezzetlerin ötesine geçemeyecek. Bu uygulamayla toplumun doğru yönlendirilmesi eczaneler kanalıyla olacaktır.
Eczanelerimizde 25 kuruşluk meslek hakkının bize ne getireceğini hesaplamaktan öteye bir şeyler yapmalıyız. Bitkisel takviyeler, fitoterapi alanında eczanelerimizi güçlendirmek, ürünleri tanımak, eğitimlerle beslenmek gerekir.
Danışman eczacılık bu noktada en üst seviyede faaliyet göstermelidir, ilaç bilgisi, bitki bilimi ile birleşmeli, klinik eczacılık uygulamaları ile Avrupa standartlarını aşacak bir etkinlik gösterilmelidir ki, ülkemizdeki eczacılık eğitimi, eksiklikleri olsa da, Avrupa standartlarının oldukça üstündedir.
Eczacılık uygulamaları konusunda, fitoterapi alanında gelişmek, ticari faaliyetler konusunda kendini geliştirmek isteyen tüm eczacılarımıza bir davetimiz var…
Hangi şehirden olduğunuzun, hangi alanda faaliyet gösterdiğinizin bir önemi yok! Yeter ki mesleğinizi daha ileriye taşımak isteyin. Hep beraber gerçekleştireceğimiz bu buluşmaya sizler de davetlisiniz.
Danışman eczacılık sorumluluk ve hizmet prensibiyle halk sağlığını koruma, akılcı ilaç tüketimini yaygınlaştırarak tasarruf ve verimlilik sağlamak adına yapacaklarımız bızlerı heyecanlandırıyor.
23-24-25 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek “Geleceğin E Hali”ne ülkemizin dört bir yanından katılım bekleniyor, bu buluşma, bir kaynaşma ve geleceğimizi planlama olarak gerçekleşecek.
Katılımınızın faydaya dönüşmesi dileğiyle…
www.geleceginehali.org adresine kayıtlarınızı bekliyoruz.
Sevgiyle kalın…
ADİLE ÖZDAĞ



04.12.2011
Çetin Öztürk 












