18 Mayıs 2012 Cuma

Son Güncelleme04:53:03 AM GMT

BURADASINIZ KÖŞE YAZILARI

BİTKİLERLE TEDAVİDE ECZACILARIN ÖNEMİ

e-Posta Yazdır PDF

Eczacı Dergisi yayın hayatına başladığı Mayıs 2005’ten bu yana, önceleri Prof. Dr. Filiz Meriçli ile şimdi ise Fitoterapi (Bitkilerle Tedavi) Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik ile devam ettiğimiz fitoterapi köşelerinde, hep eczacının önemine değindik.

 

Günümüzde insanlar artık daha çok sağlıklı olma, sağlıklı beslenme, organik ürünler derken alternatif tedavi veya bitkilerle tedavi yöntemlerini seçmeye başladılar.

Altın Çilek bunların başlıcasıydı. Başbakan kullanıyor diye herkes saldırdı. Sonra malumunuz yasaklandı.

Bitkisel ürünler veya besin destek ürünlerinin büyük bir çoğunluğu, şu anda Tarım Bakanlığı’ndan alınan ruhsatla üretim yerlerinin denetimi yapılmaksızın ve belli bir standardizasyon olmaksızın üretilmekte ve satılmaktadır.

Mutlaka kaliteli üretim yapan veya kaliteli ürünleri ithal edip satan firmalar da var. Ancak rekabet ettikleri ürünlerin çoğunda aynı standartlar olmadığından rekabet fiyatta gerçekleşiyor. Bu rekabet şartları firmaları ilgilendirir ancak daha önemlisi olan da halkın sağlığıdır. Halkın sağlığı hiçe sayılarak, hiçbir standartizasyona haiz olmayan bu ürünler piyasada denetime tabi olmadan satılıyor. Radyo ve televizyonda, internet ortamında reklamları yapılıyor ve satılıyorlar.

Bireye özgü değerlendirme yapılmaksızın alınan ürünlerin sakıncaları gözardı edilerek ve hatta hiçe sayılarak yapılan bu tanıtım ve reklamlarda mutlaka başta üretim yerleri olmak üzere denetim getirilmelidir.

Tanıtım ve reklama karşı değilim. Birinci öncelik ürünlerin mutlaka eczanede satılıyor olmasıdır. İkincisi yapılan tanıtım ve reklamların ispatlanmış bilgiler içermesi gerekir. Üçüncüsü ürün üretim şartlarının tıpkı ilaçlarda olduğu gibi GMP kurallarına uygun olması denetlenmelidir. Ayrıca mümkün ise bireye özel tıbbi bir değerlendirme sonrası gerekli dozda ürünler alınmalıdır.

Bu konuda başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, Tarım Bakanlığı ve Türk Eczacıları Birliği’ne büyük görev düşmektedir.

Doğru üretim standartlarına göre üretilmiş bitkisel ilaçların doğru danışmanlık hizmeti ile halka sunulması ancak eczacı eliyle mümkün olabilir.

 

 

 

 

ÇIKTI, ÇIKACAK. ELİ KULAĞINDA...

e-Posta Yazdır PDF
(1 oy, ortalama 5.00 de 5)

6197 Sayılı Kanun Değişıkliği ile ilgili Alt Komisyonun 27.04.2012 tarihinde yaptığı toplantı sonrasında hazırladığı rapor, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nun 03.05.2012 tarihinde 14.30-16.30 saatleri arasında gerçekleşen toplantısında görüşüldü, ve metnin tüm maddeleri üzerinde mutabakat sağlanarak, aşağıda yer alan şekli ile, TBMM Genel Kurulu’na sevk edilmesine karar verildi.

Komisyon toplantısına katılan Sağlık Bakanı Prof.Dr.Recep Akdağ, üzerinde uzun süredir çalışılmakta olan 6197 Sayılı Kanun Değişikliği ile ilgili olarak emeği geçen herkesi kutladı ve Komisyonda sağlanan mutabakattan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Kanun Değişikliği Teklifi, aşağıdaki şekliyle TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu tarafından Genel Kurul’a sunulacak. Teklifin, önümüzdeki günlerde Mecliste görüşülmesi bekleniyor.

14 Mayıs'a yetişir mi bilmem ama 55 senelik kanunun tadili yakın zamanda gercekleşeceği artık kesin. Umarım yeni Yasa bu sektörden ekmek yiyen, başta eczacı olmak üzere, tüm sektör bileşenlerine fayda ve katkı sağlar.

Beni endişelendiren; önümüzdeki 5 yılın sonunda eczane sayısının 32 bini aşacağı ve eczanelerin ayakta kalabilmesi için reklam serbestisinin önünün açılacağıdır. Sular dalgalanmadan durulmaz ama bu süreç yani durulana kadar geçecek süreç en az 10 yıllık bir süreç. Bence herkes kendini bu senaryoya göre hazırlamalıdır.

Sevgi ve saygılarımla,

 

 

ECZACILAR VE ECZANELER HAKKINDA KANUN İLE UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKABESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 24/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun‟un 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 1-Eczacılık; hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması ve hastaya sunulması; ilacın, analizlerinin yapılması, farmakolojik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi, ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetidir.
Eczane açmak ve işletmek ile ecza deposu mesul müdürlüğü yapmak için eczacı olmak şarttır. Eczacı ilaç üretim tesisi, kozmetik imalathanesi, ilaç ar-ge merkezi gibi müesseseleri açabilir veya bu tür resmi ya da özel müesseselerde mesul müdürlük yapabilir.
MADDE 2- 6197 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 5- Serbest eczaneler, eczacılık yapma hakkını haiz bir eczacının sahip ve mesul müdürlüğünde yönetmelikte belirlenen belgelerle il sağlık müdürlüğünce düzenlenmiş ve valilikçe onaylanmış bir ruhsatname ile açılır. Ruhsatname konusunda meydana gelecek sorunların çözüm yeri Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumudur.
Eczane açmak, devretmek veya başka bir yere nakletmek isteyen eczacılar, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne dilekçe ile başvurur. Eczane açmak isteyenlerin belgelerinin tam olması halinde ruhsatname düzenlenir. Düzenlenen ruhsatnameler Sağlık Bakanlığına Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna ve Türk Eczacıları Birliğine bildirilir. Eczaneler için belediyeden ayrıca bir iş yeri ruhsatı alınması ve belediyeye harç ödenmesi gerekmez.
Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre en az 3500 kişiye 1 eczane olacak şekilde düzenlenir. Hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczanenin açılmasına müsaade edilir. Ancak bu şekilde açılan eczanelerin başka yerlere naklinde nüfus kriteri işletilir. Eczanelerin aynı ilçe içerisindeki nakillerinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz.
Doğal afet ve mücbir sebep nedeniyle nüfus azalması halinde o yerleşim yerinde bulunan eczanelerin naklinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz. Bu halin tespit ve ilanı Sağlık Bakanlığınca yapılır.
Eczane açılmasına ilişkin kriterler belirlenirken ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasına göre sınıflandırma yapılır. Bu sınıflandırmaya göre ilçelere ilçe katsayısı verilir. Eczacılara, o ilçede mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yıl sayısı ile ilçe katsayısının çarpımı kadar hizmet puanı verilir. Eczacı birden fazla ilçede çalışmış ise hizmet puanları toplanır. Hizmet puanı hesaplanırken ilçe katsayısı doktora yapmış olanlar için dörttebir oranında arttırılarak uygulanır. Eczacılara, meslekte geçirilen toplam yıl sayısı ile eczacının hizmet puanı çarpımı sonucu tespit edilen yerleştirme puanı verilir.
Nüfus kriterlerine göre eczane açılabilecek yerler, her yıl en az iki kez olmak üzere Sağlık Bakanlığınca ilan edilir. İlan edilen yerlere müracaat eden adaylardan yerleştirme puanı en
yüksek olanlar eczane açma hakkı kazanır. Yerleştirme puanının eşit olması halinde kur‟a çekilir.
Eczane ruhsatnamesi altıncı maddenin birinci fıkrasının (A) bendine göre geri alınan eczacı bir yıl süre ile ilan edilen yerlere müracaat edemez. Eczanesini devretmiş bir eczacı yeni bir eczane açmak istediğinde yerleştirme puanı yarı oranında düşürülür.
Serbest eczanelerde, reçete sayısı ve/veya ciro gibi kriterlere göre belirlenen sayıda ikinci eczacı çalıştırılması zorunludur.
Serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen bir eczacı en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde yardımcı eczacı olarak çalışmak zorundadır. Hastane eczanelerinde veya ikinci eczacı olarak serbest eczanelerde en az bir yıl süre ile çalışanlar, yardımcı eczacı olarak çalışma şartını yerine getirmiş sayılır. Yardımcı eczacıların, il sağlık müdürlüğü ve/veya bölge eczacı odalarının denetimlerinde üç kez eczanede görevi başında mazeretsiz olarak bulunmadığının tespiti halinde çalışma süresi kabul edilmez.
Yardımcı eczacılara asgari ücretin birbuçuk katından, ikinci eczacılara da asgari ücretin üç katından aşağı olmamak üzere taraflarca belirlenecek ücret ödenir. Yardımcı eczacı ve ikinci eczacı çalıştırılması ile ilgili usul ve esaslar Türk Eczacıları Birliği‟nin görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı‟nca belirlenir.”
MADDE 3- 6197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“ Muvazaalı olarak eczane açıldığının tespiti halinde, ruhsatname iptal edilir ve eczacı beş yıl süreyle eczane açamaz. Muvazaanın eczacılar arasında yapılmış olması halinde, eczane açma yasağı hepsi hakkında uygulanır.”
MADDE 4 – 6197 sayılı Kanun‟un 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 17 - Eczane sahip ve mesul müdürü iken askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlar askerlik hizmeti süresince; yüksek lisans veya doktora eğitimi alacaklar bu eğitim süresince; milletvekili, belediye başkanı, Türk Eczacıları Birliği başkanlık divanı üyeleri bu görevleri devam ettiği müddetçe eczaneye bir mesul müdür atar.
Türk Eczacıları Birliği Başkanlık Divanı üyelerinin eczanelerine atanacak mesul müdürün maaş ve kanuni giderleri Türk Eczacıları Birliği bütçesinden ödenir.”
MADDE 5 – 6197 sayılı Kanun‟un 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 26 – Eczanelerde günlük reçetelerin kaydı Sağlık Bakanlığınca belirlenen usullere göre tutulur.”
MADDE 6 – 6197 sayılı Kanun‟un 28 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 28- Beşeri ilaçlar, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı geleneksel bitkisel tıbbî ürünler, Sağlık Bakanlığının iznine tabi olan homeopatik tıbbî ürünler, enteral beslenme ürünleri dahil özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve özel tıbbi amaçlı bebek mamaları münhasıran eczanede satılır.
İlgili bakanlıktan izin/ruhsat veya fiyat alınarak üretilen veya ithal edilen gıda takviyeleri, eczacılık ve ziraatte kullanılan ilaç, kimyevi madde ve diğer sağlık ürünleri, veteriner biyolojik ürünler hariç veteriner tıbbi ürünleri, kozmetik ürünler, kapsamı Sağlık Bakanlığınca belirlenen
tıbbi malzemeler, anne sütü ve beslenme yetersizliğinde kullanılan çocuk mamaları ile erişkinlerin metabolizma bozukluklarında kullanılan tüm destekleyici ürünler ve Türk Eczacıları Birliği tarafından çıkarılan bilimsel yayınlar eczanelerde satılabilir.
MADDE 7 – 6197 sayılı Kanun‟un 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 35- Eczanenin hizmet verdiği saatlerde mesul müdür eczacı, ve varsa ikinci eczacı ve yardımcı eczacılar, görevi başında bilfiil bulunmak mecburiyetindedir.
Hastalık ve sair mazeretlerle eczanesinden 24 saatten fazla süreyle ayrılmak zorunda kalan eczacı/mesul müdür keyfiyeti il sağlık müdürlüğüne bir yazı ile bildirir. Ayrılış müddeti onbeş güne kadar devam edecekse eczaneye varsa ikinci eczacı, yoksa il sağlık müdürlüğüne bildirilmek koşulu ile eczanesi bulunmayan bir eczacı, yoksa mahallin serbest tabibi muvafakatleri alınarak nezaret eder. Ayrılış müddeti on beş günü aştığı takdirde eczaneye mesul müdür tayini zorunludur. Aksi takdirde eczane kapatılır. Şu kadar ki birden fazla sayıda eczane bulunan yerlerde eczacının talebi ile iki yılı geçmemek üzere eczane kapalı tutulabilir.”
MADDE 8- 6197 sayılı Kanunun 38 inci maddesi ile 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 18 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
6197 Sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki „„1 inci maddede sayılan yerleri‟‟ ibaresi „„eczane‟‟olarak değiştirilmiştir.
MADDE 9 – 6197 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
“Geçici Madde 3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği takvim yılında eczacılık yapma hakkını haiz eczacılar ile eczacılık fakültelerinde okumakta olan ve okumaya hak kazanmış bulunanlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere nüfusa göre eczane açılmasına ve nakline dair sınırlamalara ve yardımcı eczacı olarak çalışma zorunluluğuna ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu kimseler, sahip ve mesul müdürlüğünü yaptıkları eczaneleri bir sefere mahsus olmak üzere devredebilirler.
Bu Maddenin yürürlüğe girdiği tarihte serbest eczanesi bulunan eczacılar, bir defaya mahsus olmak üzere herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın eczanesini bulunduğu ilçe dışına nakledebilir ve devir edebilirler.
Geçici Madde 4- Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde Sağlık Bakanlığınca hazırlanarak yürürlüğe konulur.”
MADDE 10 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 11 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

Son Güncelleme: Salı, 08 Mayıs 2012 12:07

ÇEŞME VİTAMİN OLDU

e-Posta Yazdır PDF

Malum geçen yazımızda belirtmiştim. İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’ın davetlisi olarak Çeşme Altınyunus Otel’de 21-23 Nisan tarihleri arasında yapılan Vitamin 2012 semposyumuna katıldık.

 

Öncelikle, kıskandırmak gibi olmasın İstanbul’dan uzaklaşmak ve Çeşme havası almak bana vitamin gibi geldi.

Sekiz yıldır ilaç ve eczacılık sektöründe yayın faaliyetinde bulunuyorum. Onlarca ilaç eczacılık fuarına katıldım. Yine bu dönemde10 küsür kongreye iştirak ettim. Ben böyle sempozyum görmedim.

Başkan Sayılkan, beni davet ettiğinde rezervasyonlar doldu. Otelde yer kalmadı dediğinde. Klasik gazeteci yakıştırmasıyla, “tabii havalar ısındı. 23 nisan tatilini de bağlayan eczacılar, deniz güneş filan diyerek Çeşme’ye ense yapmaya giderler. Otelin fullenmesi normal” dedim. Tabii içimden dedim. Başkana bunu söylemedim. İlk defa size söylüyorum. Aramızda kalsın yani.

Otele geldik, odamıza yerleştik. Lobide tanıdık yüzleri görünce eczacı veya sektör bileşenlerinde görevli arkadaşlarla muhabbetimizde otelde yer bulamayanlar ve civar otellerde kalanları da tesbit ettik. Hala aynı düşüncede olduğum için benim gibi bir türlü yaz gelmedi diyenler Çeşme’ye akmış diye düşündüm.

Neyse açılış toplantısı yapıldı. Aa o ne klasik açılış toplantılarına hiç benzemiyor. Bildiğimiz toplantılarda, önce yerel erkan, sonra mesleğin ileri gelenleri varsa politikacılar çıkar tek tek afaki nutuklar çeker, bizi konuşmalar bayana kadar, açılış sürerdi. Ama burda böyle olmadı. Bir çok başka bölge oda başkanı veya sektörün ileri gelenleri de olmasın rağmen şaşırtıcı bir şekilde sadece İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan konuştu. 10 dakikada açılış bitti. Biz de dağıldık. Sonra program başladı. Salon yaklaşık 600 kişilik. Dar, uzun en arkadakinin sahneyi, kürsüyü, projeksiyonu görmesi pek mümkün değil. Salona bir bakayım nedir vaziyet diye. Malum ben deniz ve güneş için gelmişim. Ama ayıp olmasın diye bilgi sahibi de olayım dedim. Ne de olsa serde azıcık da olsa gazetecilik var. Merak işte. Ön kapıdan almadılar. Arka kapıya yönlendirdiler. “Herhalde konuşma başladı. Konuşmacının dikkati dağılmasın diye ön kapıdan almadılar” dedim. Arka kapıdan kafamı içeri uzattım bir de ne göreyim. Salon ful dolu. Şaşırdım tabi ama “bu daha ilk konuşmacı öğlen yemekten sonra yarıya iner” dedim. Öğlen yemekten sonra salon yine hınca hınç dolu. Dışarda hava güzel. Konaklama herkesin tam pansiyon ve her şey dahil. Arada çık, terasta istediğini ye iç para yok. Lobide otur, çay kahve gırla hesap ödeyen yok. Ee millet nerde içerde, salonda toplantıda. Konuya bakıyorum farmasötik bakım, hamilelikte eczacının yaklaşımı gibi beni bireysel olarak sarmayan konular ama 600 eczacı salona mıhlanmış bir şekilde.

İnanmayacaksınız saat akşamın 7’si oldu. Salondan çıkan yok. Pes dedim.

Herhalde Tuncay Başkan tüm davetlilere Vitamin 2012 Sempozyumuna özel öyle bir vitamin vermiş olacak ki, benim 45 dakikadan fazla dayanamayacağım konuşmalara eczacıların tam gün dayanmasını sağladı.

İkinci gün durum yine aynı. Üçüncü gün tek fire yok. Üzüldüm eczacı o kadar imkan varken, ne otelin nimetlerinden ne de güzel havanın, denizin güzelliğinden faydalanmadılar.

Ama çok da sevindim. Neden biliyor musunuz? 24 bin eczacı içinde böyle mesleğe inançlı, kendini geliştirmeye istekli, azimli eczacılar oldukça bu meslek ilelebet yaşayacak ve halkın gözündeki en güvenilir meslek olma özelliğini her zaman sürdürecektir.

Son olarak; Tabii ki denize girdim. Biraz soğuktu ama çok güzeldi. Anlayacağınız Çeşme bana fiziki olarak vitamin olurken, felsefi anlamda ve tespitlerim doğrultusunda da eczacılık mesleği için vitamin olmuştur.

Sevgi ve saygılarımla,

 

 

 

 

 

6197 GELİYOR

e-Posta Yazdır PDF

Eczane ve eczacılık mesleğini düzenleyen 6197 sayılı yasanın tadili ile ilgili düzenlemeler yapıldı ve AKP eczacı milletvekillerinin imzasıyla önerge TBMM’ye verildi. Bundan sonraki aşamaların da hızla aşılarak, tasarının yasalaştırılmasının sağlanması 14 mayıs Eczacılık Bayramı’na yetiştirilmeye çalışıldığı AKP Eczacı Milletvekili Öznur Çalık tarafından açıklandı. Farmavizyon’un açılışında yaptığı konuşmada Çalık çok umutlu görünüyordu.

Umarım bu dileği gerçekleşir. Eczane sınırlamaları eczacının ve eczanenin değerini artıracaktır diye düşünüyorum.  14 mayıs olur, 20 mayıs olur o kadar fark etmez. Bir an önce olsun da.

Eczacının sorunları aslında ülkenin genel sorunlarıyla bağlantılı. Ülkenin ekonomik gücünün artması ve cari açığın da kapanmaya başlaması mümkün olursa biz eczacılar için de sorunlar yavaş yavaş aşılmaya başlayacaktır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle gelecek 10 sene içinde eczacılık mesleğinin değerinin tekrar artacağına inanıyorum.

Yasa taslağının tamamı, tüm görüşler ve detaylı bilgiler Eczacı Dergisi’nin mayıs sayısında sizler için hazırlanıyor.

VİTAMİN

Bize müsaade, biraz vitamin almaya Çeşme’ye gidiyoruz. İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’ın Vitamin 2012 Sempozyumu’na davetini kıramadık.

Bu sempozyumda eczacılar koruyucu sağlık hizmetleri ve ürünleri, gıda takviyeleri ve dünyadaki yeni trendler gelişmeler hakkında konferanslar dinleyecek, vizyonlarını geliştirecekler.

Sempozyumun ana teması “Eczacılık, 21. Yüzyılda sağlıklı yaşamın mimarlığı” sloganı ile Eczacının gelecek yıllardaki artan önemini ve sağlıklı toplumların oluşmasındaki öncü rolünü ortaya koymayı amaçlayan İzmir Eczacı Odası önemli bir ilke imza atıyor.

İzmir Eczacı Odası’nı Başkan Tuncay Sayılkan nezdinde kutluyor, başarılar diliyoruz.

İzmir’den bir isteğiniz olursa çekinmeyin.

İLAÇ GİBİ DERGİ

e-Posta Yazdır PDF
(1 oy, ortalama 5.00 de 5)

Çağrı Destek Yayın Grubu bünyesinde yayınlanan ve her ay abonelerine 100 bini aşan satışı ile Türkiye’nin en çok satan dergisi olan Bizimeczacı Dergisi, okuyucuları tarafından ilaç gibi dergi olarak değerlendiriliyor.

Bu algıyı derginin gazete bayilerinden değil eczaneler aracılığıyla halkın almasına bağlayan Çağrı Destek Yayın Grubu Başkanı Çetin Öztürk, Bizimeczacı Dergisi’nin işlevinin önemine değinerek şunları söyledi: “Bizimeczacı Dergisi öncelikle Türkiye’nin en güvenilir meslek gruplarından biri olan eczacı tarafından hastalara, hasta yakınlarına veya müşterilerine verilmektedir. Bu bir kere dergiye olan güveni, içeriğindeki bilgiye olan güveni artırmaktadır. Ayrıca içinde her ay farklı sağlık konularını uzman doktor veya eczacılar aracılığıyla işleyerek halkın bilgilendirilmesinde ve bilinçlendirilmesinde önemli rol alıyoruz. Üç nesil eczacı olan ve Türkiye’nin en bilinen eczanelerinden Beyoğlu Rebul Eczanesi’nin sahibi Ecz. Mehmet Müderrisoğlu’nun Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığı, Türkiye’nin bitkisel ürünlerle ilgili şuanki hocaların hocası ve aynı zamanda Türkiye Fitoterapi (Bitkilerle Tedavi) Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Ekrem Sezik’in aylık düzenli yazılarının olduğu çok önemli bir dergidir, Bizimeczacı.

Ayrıca dergi içeriğinde her ay yayınlanan yeni ürün tanıtımları da özenle seçilerek, kontrol edilerek, denenerek edrgiye girmektedir. Bu da içeriğindeki ürünlerin halkın eczaneden güvenle almasını sağlayan bir başka unsurdur.

Halkın sadece eczaneden alabileceği bu yayın her ay 3000 eczane tarafından 100 binin üzerinde hasta ve hasta yakınına verilmekte ve 100 bin eve girmektedir.

Vatandaşların daha sonra arayarak eski sayılardan istemesinden, dergiyi evlerinde her sayısını muhafaza ettiklerini, ansiklopedi fasikülü biriktirir gibi biriktirdiklerini anlıyoruz.

Bizimeczacı Dergisi’nin Nisan sayısı abone eczanelerine dağıtıldı. Bu sayımızda kıştan çıktığımız bu günlerde, yüzümüze ve vücudumuza da baharı getirmek ve arınmak amacıyla uygulanan maskeleri ana konu olarak işledik. Diğer başlık konularımız ise, ağrı kesicilerin zararları, çocuklarda cinsellik eğitimi, astım atakları, difenbahiya bitsinin zararları, karaciğer yağlanması ve ödemdir. Son olarak, sakın unutmayın  sağlığımız her işimizden önce gelir ve sağlığınız için mutlaka en yakın sağlık birimi eczacınıza danışmayı unutmayın.

Son Güncelleme: Perşembe, 05 Nisan 2012 12:24

6197 GELİYOR

e-Posta Yazdır PDF
(3 oy, ortalama 5.00 de 5)

Eczane ve eczacılık mesleğini düzenleyen 6197 sayılı yasanın tadili ile ilgili düzenlemeler yapıldı ve AKP eczacı milletvekillerinin imzasıyla önerge TBMM’ye verildi. Bundan sonraki aşamaların da hızla aşılarak, tasarının yasalaştırılmasının sağlanması 14 mayıs Eczacılık Bayramı’na yetiştirilmeye çalışıldığı AKP Eczacı Milletvekili Öznur Çalık tarafından açıklandı. Farmavizyon’un açılışında yaptığı konuşmada Çalık çok umutlu görünüyordu.

Umarım bu dileği gerçekleşir. Eczane sınırlamaları eczacının ve eczanenin değerini artıracaktır diye düşünüyorum.  14 mayıs olur, 20 mayıs olur o kadar fark etmez. Bir an önce olsun da.

Eczacının sorunları aslında ülkenin genel sorunlarıyla bağlantılı. Ülkenin ekonomik gücünün artması ve cari açığın da kapanmaya başlaması mümkün olursa biz eczacılar için de sorunlar yavaş yavaş aşılmaya başlayacaktır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle gelecek 10 sene içinde eczacılık mesleğinin değerinin tekrar artacağına inanıyorum.

Yasa taslağının tamamı, tüm görüşler ve detaylı bilgiler Eczacı Dergisi’nin mayıs sayısında sizler için hazırlanıyor.

VİTAMİN

Bize müsaade, biraz vitamin almaya Çeşme’ye gidiyoruz. İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’ın Vitamin 2012 Sempozyumu’na davetini kıramadık.

Bu sempozyumda eczacılar koruyucu sağlık hizmetleri ve ürünleri, gıda takviyeleri ve dünyadaki yeni trendler gelişmeler hakkında konferanslar dinleyecek, vizyonlarını geliştirecekler.

Sempozyumun ana teması “Eczacılık, 21. Yüzyılda sağlıklı yaşamın mimarlığı” sloganı ile Eczacının gelecek yıllardaki artan önemini ve sağlıklı toplumların oluşmasındaki öncü rolünü ortaya koymayı amaçlayan İzmir Eczacı Odası önemli bir ilke imza atıyor.

İzmir Eczacı Odası’nı Başkan Tuncay Sayılkan nezdinde kutluyor, başarılar diliyoruz.

İzmir’den bir isteğiniz olursa çekinmeyin.

Son Güncelleme: Cuma, 20 Nisan 2012 11:01

GLAXOSMITHKLINE'DAN İDDİALI DERMOKOZMETİK ATILIMI

e-Posta Yazdır PDF

 

GlaxoSmithKline (GSK) şimdiye dek eczanelerimizde hep güvenle sattığımız ilaçlarıyla yerini almıştı. Bünyesine 2009 yılında katılan, dünyanın lider dermatoloji firmalarından Stiefel Physiogel ürünleri ile   dermokozmetik raflarımızda da yerini almaya başladı.

Kuru ve hassas ciltler için özel ve yenilikçi DMS teknolojisi ile üretilen Physiogel® nemlendirici serisi, 2011 yılındaki dermatolog buluşmalarından sonra Kıbrıs’ta gerçekleşen lansman ile birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılan dermokozmetikle ilgilenen Eczacılara tanıtıldı. Lansman programının ilk bölümünde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir tarafından “Deriyi nemlendirenler ve kurutanlar” konulu bilimsel sunum aktarılırken, GSK Ürün Müdürü Cem Işıldak tarafından dermokozmetik ürün portföyü ve Physiogel® ve DMS teknolojisinin kuru ve hassas cilde sahip hastalardaki özellikleri ve faydaları paylaşıldı. Günün ikinci bölümü kişisel gelişim eğitimleri kapsamında gerçekleşen sunumlar ile devam etti. Dr. Beril Koparal hastaya çok boyutlu fayda sağlanması üzerine yeni bir yaklaşım getirirken, Renan Eroğlu Eczane İşletmeciliği konusundaki güncel gelişmeleri ve araştırmaları paylaştı. Görülüyor ki artık eczanelerimizin sadece SGK’ ya bağımlı olarak ayakta kalması mümkün değil. Reçete dışı ürünlerin fazlasıyla eczane raflarımızda yerini alması, aldığımız eğitimlerle destek tedavi ve bakım ürünlerinin danışanlarımıza tavsiye edilmesi gerekli. Bu konuda GSK firmasından Sevgili Bilgen Tan ile yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşmak istedim

Bilgen hanım bize kendinizden bahseder misiniz?

GSK Dermatoloji İş Birimi’nde Dermokozmetik Ürünlerden Sorumlu Pazarlama Müdürü olarak görev yapmaktayım. İlaç sektörü öncesinde kısa bir süre pazar araştırması ve ihracat pazarlama gibi alanlarda çalıştım. İlaç sektörüne 2001 yılında Roche Consumer Health’de Ürün Müdürü olarak başladım, 2011 yılına kadar Roche ve Bayer’de antiasit, analjezik, soğuk algınlığı, multivitamin ve özel vitaminler gibi kategorilerde Grup Ürün Müdürü ve Kategori Müdürlüğü’nü de içeren değişik pazarlama pozisyonlarını yürüttüm. 2011 Temmuz ayından beri yoğun ama çok keyif alarak GSK-Stiefel dermokozmetik portföyünden sorumluyum. 

GSK daha önce dermatoloji alanında birçok ilacı çalışmaktaydı, dermokozmetik alanında da yol alma fikri ne zaman ve nasıl başladı? 

Sizin de belirttiğiniz gibi GSK Dermatoloji İş Birimi, her biri kendi kategorilerinde lider en eskisi yaklaşık 40 yıldır Türkiye’de bulunan ve önemli bir mirasa sahip markaları portföyünde bulundurmakta. Markaları hatırlamak gerekirse topikal streoid alanında yenilikçi bir marka olarak Dermovate’ı, akne tedavisinde etkili Clindoxyl ve Isotrexin’i, topikal antibiyotik kategorisinde bir klasik olan Bactroban’ı ve uçuk tedavisinde tüketici bilinirliği son derece yüksek ve ilk akla gelen marka olarak Zovirax’ı sayabiliriz. Dünyada ve Türkiye’de GSK şemsiyesi altında çok güçlü bir mirasa sahip bu markaların yanı sıra 2009 yılında Dermatoloji alanında dünyanın en önemli firmalarından Stiefel'ı bünyesine katan GlaxoSmithKline, Stiefel’ın çok geniş olan dermokozmetik yelpazesini de portföyüne ekleyerek faaliyet alanlarını ve portföyünü zenginleştirmiş, dermatolojideki uzmanlığını daha da artırmıştır. Bu büyümeyle temel olarak dermatolojide tedavi kadar yaşam kalitesini artırmayı da sağlayan toplam fayda yaklaşımıyla zengin bir portföy sunmak hedeflenmiştir. Türkiye’de de bu strateji doğrultusunda yeni bir satış ve pazarlama ekibi kurulmuş ve ürünlerin lansmanları yapılmaya başlanılmıştır. 

GSK dermokozmetik portföyünde hangi ürünler bulunmakta?

Bu yıl kuruluşunun 165. yılını kutlayan dermatoloji devi Stiefel’ın dermokozmetik markaları Türkiye’de 2011 yılından itibaren piyasaya sunulmaya başlanmıştır. GlaxoSmithKline Dermokozmetik ürün portföyümüzde, kuru ve hassas ciltler için yenilikçi Physiogel nemlendirici serisi, bebek ve çocuklar için geliştirilmiş Oilatum yumuşatıcı serisi ve aşırı terlemeyi önlemeye yardımcı antiperspirant Driclor bulunmaktadır. 

Physiogel nemlendirici serinizin farklılıklarından bahseder misiniz? 

Dünyada 60’tan fazla ülkede kullanılan ve dermatologlar tarafından önerilen Physiogel, kuru, hassas ve atopik cilde sahip kişiler için eşsiz ve yenilikçi DMS teknolojisi ile üretilmiştir. Physiogel cilt yapısını onarır, hızlı ve 3 gün boyunca devam eden uzun süreli rahatlama sağlar. Physiogel A. I(Anti-Irritan) Repair serisi ise özellikle kızarık, kaşıntılı ve tahriş olmuş ciltler için geliştirilmiştir. Physiogel’in özel hazırlanmış formülü tahriş potansiyelini en aza indirmek için parfüm, boyar madde ve koruyucu içermez. Hipoalerjenik ve Non-komedojenik formülüyle cildin doğal yapısına mükemmel uyum sağlar ve kozmetik açıdan günlük kullanıma uygun ideal bir nemlendiricidir. Physiogel’in tüm kuru ve hassas cilde hastaların cilt sağlığı ve bakımı ihtiyaçlarını giderebilecek geniş bir ürün portföyü bulunmaktadır. Bölgesel veya tüm vücutta günlük kullanıma uygun Physiogel Cream ve Body Lotion, kuru ve hassas ciltlerdeki uzun süreli etkisi sayesinde cilt bariyerini onarırken, aynı zamanda yüksek oranda hidrasyon ve nemlendirme sağlıyor. Physiogel Intensive Cream, aşırı cilt kuruluğundan dolayı hasar gören cilt bariyerini yenilenme sırasında koruyor. Saç ve kafa derisindeki nemi tutan Pro-vitamin 85 ve diğer saç kremlerini içeren Physiogel Shampoo Plus ise hassas kafa derisini temizliyor, koruyor ve nemlendiriyor. Aynı zamanda saça doğal bir parlaklık ve hacim kazandırıyor. Özel olarak formüle edilmiş yumuşak, hipoalerjenik nemlendiricili duş kremi Physiogel Shower Cream de duş sırasında kuru ve hassas cildi koruyor. Physiogel A. I Repair’in, Cream, Body Lotion ve Sun Protect olmak üzere 3 farklı formu bulunuyor. 

GSK olarak eczanelere bakış açınızı ve gelecekle ilgili planlarınızı paylaşır mısınız?

GSK Dermatoloji İş Birimi olarak bir yandan yeni markalar ve formlarla dermokozmetik alanındaki uzmanlığımızı ve sunduğumuz ürün gamını genişletirken diğer yandan da sağlık profesyonelleri olan sizlerle süregelen işbirliğimizi geliştirmek ve değişen sağlık dünyasının koşullarında etik değerlere sonuna kadar bağlı kalarak en güvenilir, uzun dönemli ve sonuçta en kazançlı iş paydaşı olmak konusunda çalışıyoruz. Ekip olarak ürünlerimiz hakkındaki bilgileri hekimlerimiz ve sizlerle en doğru şekilde paylaşmak, GSK’nın bilimsel gücüne dayanarak farkımızı anlatmak bizim için en öncelikli konu. Bununla beraber sizlerin de bildiği gibi günümüz ve geleceğin sağlık dünyasında medikal bilginin yanı sıra mesleki ve ticari alanda gelişimin, eczacılıkta yeni trendlerin takip edilmesinin de çok önemli olduğuna inanıyoruz. Eczane içerisinde eczacı rolünüzün yanı sıra bazen bir psikolog bazen bir akraba kadar yakın olduğunuz müşterilerinize ya da “danışanlarınız”a bu sayede samimiyetle en profesyonel yaklaşımın sergileneceğine inanıyoruz. GSK Dermatoloji olarak gerçek anlamda profesyonelleşen geleceğin sağlık sektörünü şekillendirmek için bu yolda beraber ilerlemek istiyor ve sizlerin en güvenilir ve uzun dönemli ortağınız olmak istiyoruz. 

“Gerçek anlamda profesyonelleşen geleceğin sağlık sektörünü şekillendirmek için bu yolda beraber ilerlemek istiyor ve sizlerin en güvenilir ve uzun dönemli ortağınız olmak istiyoruz.”

BİR ZAMANLAR STAJ YAPMAK VE STAJ BELGELERİ ÜZERİNE...

e-Posta Yazdır PDF

 

Pek çok belge bizleri ait oldukları eczacıyla tanıştırır, el sıkıştırır, ancak staj belgeleri çok daha farklıdır, onlarla adeta eczacı adayı çocuklukların başlarını okşar gibiyizdir…

“Bilimsel eczacılığın ülkemizde yeşermesi 1839’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin eczacı sınıfının açılmasından sonradır”  söylemine ben de inanarak katılırım. Tabiidir ki mektebin açılması ile tüm sorunları halledecek sihirli bir değnek dev imparatorluğun her köşesine değmemiştir ancak mektep ile aynı tarihlerde açılan “Meclis-i Tıbbiye”nin her türlü mesleki sorunun halledilmesinde yetkin bir karar mercii olarak devreye girmesi ve birbiri ardına yayımlanan nizamnamelerle sağlık hayatımıza yön verilmesi kuşkusuz gelecekteki düzenin habercisi olarak görülmektedir. Büyük bir başıbozukluğun önlenmesinde ilk adımlar atılmıştır. Meclis-i Tıbbiye’nin mesleğimizle ilgili olarak hazırladığı, tespit edilebilen ilk eczacılık nizamnamesi ise 1852 yılında tamamlanır ve 1854’ün Mayıs ayında yürürlüğe girer. Bu nizamnamede eczacı olmak üzere aday olan bir çırakta aranan iki özellik hayli dikkat çekicidir:  

1- “Önceden Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de Fransızca veya İtalyanca ve Latince gramerleri, matematik, coğrafya, tarih ve bunun gibi derslerden sınava girmedikçe hiç kimse çırak yazılamaz”.

2- En az altı sene bir eczanede çalışmadıkça ve iki sene de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de ilm-i ispençiyari derslerine devam etmedikçe hiçbir eczacı çırağının eczacı olma hakkı yoktur”.

Bu nizamnamenin uygulanmaya başlamasının üzerinden 7 yıl geçtikten sonra 2 Şubat 1861’de yayımlanan “Beledi İspençiyarlık San’atının İcrasına Dair Nizamname ile çırakların durumu yeniden düzenlenmiştir:

Yeni uygulamaya göre “Eczacı Ustası” olmak isteyenler önce Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Eczacı Sınıfı’na kayıt olacak, kendilerine bir “Kabulnâme” verilecektir. Öğrenci bu “Kabulnâme” ile bir eczahane işleten eczacı ustasına baş vuracak ve bir eczacı dükkanında en az üç yıl çalıştıktan sonra çalıştığı eczahaneden bir şahadetnâme alacak ve öğrenciliğinin ikinci dönemi başlayacaktır. Eğitiminin dördüncü senesinde Aritmetik ve Fransızca sınavlarını verecek ardından 2 yıl Mekteb-i Tıbbiye-i şahanede mesleki derslerinin eğitimine devam edecektir.      

Yukarıdaki bilgilerin tamamını sevgili Hocam Prof. Dr. Nuran Yıldırım’ın farklı tarihlerde yayımlanmış çalışmalarından özetledim. Kendisi ile yine, yeniden bir projede birlikte çalışmaya başladık. Sohbet koyulaştığında konu yıllar önce bana el yazısı ile verdiği “Dâr-ül Fünûn-u Osmanî Tıp Fakültesi Eczacı Mektebi Öğrencilerine ait Kabulnâmeler ve Şahadetnâmeler adlı çalışmaya geldi. II. Türk Tıp Tarihi Kongresi’ne sunduğu bu bildirinin 1999’da ayrı baskısının yapıldığını bilmiyordum. Bu çalışmasından çok önceden haberdar olduğum için bu ayrı baskıyı atlamışım zahir. Geç olsun ama güç olmasın diyerek ayrı baskı risaleyi bir heyecan aldım, hemen eve gelip bilgisayarın başına geçtim. Uzun zamandır böylesi bir belge tomarı ile karşılaşmadığım için çok heyecanlanmıştım. Aslında bu küçücük risaleye belge tomarı demem garip kaçabilir ama toplam 100 adet belge hem mezuniyet öncesi stajlarını tamamlamış eczacılık öğrencilerini, hem de bu öğrencilerin staj yaptıkları eczahanelere ait bilgileri içeriyordu. Toplamda 200 isim. Yani bir koyup iki alacaktım… 

Uzun zamandır tek tük bilgiler ekleyebildiğim 13393 maddeden oluşan çalışma listemi tekrar aldım karşıma… Stajını tamamlayarak ülkemize eczacı olarak hizmet vermiş bu kişilerin öğrencilik yıllarına ait belgelerdeki diploma tarihleri ile diploma numaralarını, doğum yerlerini kontrol ederek mezun olduktan sonra mesleki hayatlarını hangi nam ve soyadı altında sürdürdüklerini çözmeye çalıştım. Özellikle soyadı kanunundan sonra aldıkları yeni isim ve soyadları ile listeme girişlerini yaptım. Böylece Nuran Yıldırım’ın çalışması çok daha anlamlı bir hâl aldı. Ne demek istediğimi birkaç örnek vererek açıklamak isterim: 

Örneğin listede adı geçen 1913 mezunu Mehmet Niyazi İzzet aslında “Niyazi Özmay” idi. 1925 mezunu  Ali Emin Efendi, “Ali Vetem Bayer”, 1913 mezunu Avram Mordahay, “Avram Rozano”, 1911 mezunu Mehmed Reşid Osman, “Reşit Köksal”, 1911 mezunu Mustafa İrfan, “İrfan Tankut”, 1911 mezunu Anastas, “Anastas Zafiropulo”, 1913 mezunu Mehmet Vasfi, “Vasfi Emen”, 1911 mezunu Mehmed Seyyid Ahmed ise “Seyit Ceylan” idi…  Ve liste böyle uzayıp gidiyordu. 100 eczacıyı ve staj yaptıkları eczahaneleri elden geçirmek üç günümü aldı ve bu süre zarfında  mükemmel bir bulmacayı çözmek için keyifle uğraştım durdum. Ama daha yapacak çok iş vardı. Zira İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi ana bilim dalı arşivinde eczacılık tarihimiz ile ilgili belgeler bunlarla sınırlı değildi. Kurum’da staj belgeleri dışında sayıları 900’e varan öğrenci dosyaları da bulunuyordu. Dosyaların ilki 1899 tarihli olup, 110 numarada kayıtlı Agop Mıgırdıç Efendi’ye, sonuncusu ise 1922 tarihli olup Ömer Mustafa Efendi’ye aitti.  Prof. Yıldırım ile sohbetimiz sırasında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde de benzer tarzda öğrenci dosyaları bulunduğunu duyunca bu kez soluğu İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde aldım. Prof. Dr. Afife Mat ile beraber konuyu enine boyuna konuştuk, Afife Hocam zaten müzesini geliştirmekle meşgul, işe arşivde bulunan eski yazılı öğrenci dosyalarının tümünü yeni açılacak olan müzeye naklini sağlamakla başladı. Daha sonraki yıllarda öğrenci dosyalarında bulunan staj belgelerinin birer kopyasını çıkartarak araştırmacıların hizmetine sunmak üzere ikinci bir çalışma daha yapacak.

Bütün bunlardan sonra ne mi olacak…

Eli tutulmaz bir ağa ortaya çıkacak,

Beyler, bayanlar, hadi bakalım diyecek, 

Çalışma vaktidir!

Şu mesleğimizin geçmişinde yer alan Osmanlı Eczacılarına bir el atalım;

Kim kimdir hele bir öğrenelim?

Peki eli tutulmaz bu ağa kim mi olacak?

Türk Eczacılar Birliği örneğin, neden olmasın, yakışır…

Bir zamanların unutulmuş eczacılarını bir kitapta, bir bilgisayar programında toplayarak araştırmacıların faydasına sunmakla salt bir tarih çalışması yapmış olmayacak, gelecekte yaşanacak her eczacılık gününde mezarlarına bir gül bırakmış olacak,

Yalnızca o kadarla da kalmayacak,

Gelecekte modern klavyelere damlayan göz yaşları olacak… 

Ve dünyanın dört bir köşesinden hiç eksilmeyecek hayır duaları olacak,

Biliyorum…   

Yaşadım çünkü…

GÜNLERİN GETİRDİĞİ...

e-Posta Yazdır PDF

 

Gün geçmiyor ki, yaşadığımız anlık değişimler, mesleğimizde kalıcı hasarlara dönüşmesin… Son günlerin en çok konuşulan mevzusu, “meslek hakkı”. Meslek hakkı olarak eczacılara biçilen 25 kuruşluk değer, her reçetede emek veren, vergi ödeyen, istihdam yaratan biz eczacılar için tabii ki yeterli değil.

Meslek hakkı birçok meslekte görülen ve kabul edilen bir değer, özellikle insan sağlığı ile ilgili mesleklerde taşınılan mesleki sorumluluğun bir gereği olarak görülmekte… Bugün bu konunun gündeme getirilmesi ise mesleğimizin ne zor günler geçirdiğini ortaya koyuyor

Yapılan her bir reçeteyi sunduğumuz bir hizmet değil de, “Ne kadar zarar ediyorum acaba?” gibi hesaplarla hazırlıyoruz. Tüm bu hesaplardan sıyrılmaya çalışan eczacıların önünde farklı bir yol var aslında… Mesleğimizin en aydınlık yüzü, güven sağlayan, bizi toplumun vazgeçilmez bilirkişisi yapan kısmı; “Danışman Eczacılık”…

Tüm bu hesap kitaplardan yorulan eczacıların kurtuluş yoludur danışman eczacılık, sadece kapıdan içeri girerek, randevu almadan, vizite ücreti ödemeden bilgi alınabilen, sağlık ve bakım konularında en doğru yönlendirilebilecek yerlerin başında gelir eczaneler.

“Koruyucu aile hekimliği” kavramı ne kadar uzaktı birkaç sene öncesine kadar, ama şimdi bu ülkede bir sistem olarak mevcut. Aynı sistemi eczanelerimizde de uygulamak bir çıkış noktası olabilir. Tabii ki bu noktada bahsettiğimiz şey, doktorculuk oynamak değil kesinlikle...

Hastalarımızın profillerini çıkararak, düzenli kullandığı ilaçları takip etmek, aile bireylerinin kayıtlarını tutmak, ilaçlarla ilgili bilgi aktarmak, doğru kullanım şeklini anlatmak… Besin takviyeleri konusunda bireye özel önerilerde bulunmak, ilaç-besin etkileşimleri konusunda bilgilendirmek eczacıların işidir.

Bitkisel takviyeler konusunda, farmasötik botanik, farmakognozi, fitoterapi alanında eğitim alan tek meslek grubu bizleriz. Geçen yazımızda bahsettiğimiz gibi aktarlarda satılan ürünler artık geleneksel lezzetlerin ötesine geçemeyecek. Bu uygulamayla toplumun doğru yönlendirilmesi eczaneler kanalıyla olacaktır.

Eczanelerimizde 25 kuruşluk meslek hakkının bize ne getireceğini hesaplamaktan öteye bir şeyler yapmalıyız. Bitkisel takviyeler, fitoterapi alanında eczanelerimizi güçlendirmek, ürünleri tanımak, eğitimlerle beslenmek gerekir.

Danışman eczacılık bu noktada en üst seviyede faaliyet göstermelidir, ilaç bilgisi, bitki bilimi ile birleşmeli, klinik eczacılık uygulamaları ile Avrupa standartlarını aşacak bir etkinlik gösterilmelidir ki, ülkemizdeki eczacılık eğitimi, eksiklikleri olsa da, Avrupa standartlarının oldukça üstündedir.

Eczacılık uygulamaları konusunda, fitoterapi alanında gelişmek, ticari faaliyetler konusunda kendini geliştirmek isteyen tüm eczacılarımıza bir davetimiz var…

Hangi şehirden olduğunuzun, hangi alanda faaliyet gösterdiğinizin bir önemi yok! Yeter ki mesleğinizi daha ileriye taşımak isteyin. Hep beraber gerçekleştireceğimiz bu buluşmaya sizler de davetlisiniz.

Danışman eczacılık sorumluluk ve hizmet prensibiyle halk sağlığını koruma, akılcı ilaç tüketimini yaygınlaştırarak tasarruf ve verimlilik sağlamak adına yapacaklarımız bızlerı heyecanlandırıyor.

23-24-25 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek “Geleceğin E Hali”ne ülkemizin dört bir yanından katılım bekleniyor, bu buluşma, bir kaynaşma ve geleceğimizi planlama olarak gerçekleşecek.

Katılımınızın faydaya dönüşmesi dileğiyle…

www.geleceginehali.org adresine kayıtlarınızı bekliyoruz.

Sevgiyle kalın…

Sayfa 1 / 19

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »